Translate

30 Ekim 2024 Çarşamba

Akciğer Sağlığı


Yoğun hava kirliliği, tütün ve tütün ürünleri kullanımı, yanlış beslenme ve spor yapılmaması gibi nedenler akciğer sağlığını tehdit eden faktörler arasında yer alır. Yaşam tarzını değiştirmek, tütün veya elektronik sigara kullanımını bırakmak veya olabildiğince minimuma indirmekle birlikte düzenli bir şekilde egzersiz yapmak akciğer sağlığı için tercih edebileceğimiz yöntemlerdendir.

Bununla birlikte elma, muz, pancar, kırmızı lahana, zerdeçal, yoğurt, zeytinyağı ve sarımsak gibi besinleri öğünlere eklemek akciğer sağlığını korumanıza yardım eder. 

Diğer yandan sağlıklı yaşam tarzını desteklemek için düzenli spor yapmak, bol su tüketmek ve akciğere iyi gelen besinlerle beslenmek de akciğer sağlığı açısından önemlidir. 

Akciğer Sağlığına İyi Gelen Besinler Nelerdir? Akciğer sağlığını destekleyen ve iyi gelen besinlerin başında elma, muz, yaban mersini, kırmızı lahana, domates, pancar, zerdeçal, yoğurt, sarımsak, zeytinyağı ve balkabağı gelir. Bunun yanı sıra lif açısından zengin gıdalar tüketmek de akciğer sağlığını besler, korur ve destekler. Genel olarak akciğer dostu 16 besin şöyledir: 

Elma Akciğere iyi gelen besinler denildiğinde akla gelenlerden ilki olan elma lif ve C vitamini bakımından oldukça zengindir. İçeriğinde ayrıca demir, potasyum, magnezyum, sodyum, çinko, fosfor gibi mineraller de yer alır. Flavonoid antioksidan miktarının da yüksek olması sebebiyle elmanın akciğer sağlığını desteklediğini söylemek mümkündür. Yapılan araştırmalara göre haftada 5 ve daha fazla sayıda elma tüketen kişilerin akciğer fonksiyonlarının daha iyi olduğu gözlemlenmiştir. 

Muz Zengin potasyum içeriği sayesinde muz tüketmek de akciğere iyi gelen meyvelerdendir. 

Yaban Mersini Akciğer dokusunu oksidatif hasardan koruyan antosiyanin maddesi içeren yaban mersini meyvesi akciğer sağlığını koruyan meyveler listesinde yer alır. 

Çilek ve Ahududu İçerdiği yüksek C vitamini sayesinde akciğer sağlığına iyi gelen meyveler listesinde yer alır. 

Mor Lahana Riboflavin, lif, A ve C vitamini yönünden zengindir. Antosiyanin ve beta karoten miktarının da yoğun olması sebebiyle mor lahana tüketimi hem genel sağlık hem de akciğer sağlığı açısından fayda sağlar. Mor lahana tüketimi ile daha iyi akciğer fonksiyonlarına sahip olabilirsiniz. 

Domates tıpkı elma ve mor lahana gibi beta karoten açısından zengin bir besindir. Akciğer sağlığını desteklediği bilinen likopen, karotenoid bir antioksidandır ve domatesin içinde bulunur. Akciğere iyi gelen besinler listesindeki domatesin tüketiminin akciğer fonksiyonlarındaki kaybı azalttığı gözlenirken fonksiyonların iyileştirilmesine katkı sağladığı belirlenmiştir. 

Kırmızı Biber Zengin C vitamini kaynakları arasında ilk sırada gelen biber, özellikle sigara tüketen insanlar tarafından mutlaka tüketilmelidir. Sigara tüketimi antioksidan depolarına zarar verirken yoğun C vitamini tüketimi bu hasarı minimize etmeye yardımcı olur. Uzman doktorunuzun önerdiği miktarda kırmızı biber tüketimi akciğer fonksiyonlarınızın daha iyi işlemesine katkı sağlar. 

Zencefil ve Zerdeçal Antioksidan ve antiinflamatuar açısından zengin olmasıyla birlikte kurkumin adlı ana aktif bileşeni sayesinde akciğer dostu besinler arasındadır. 

Pancar Betalain adlı bir antioksidan sayesinde akciğere iyi gelen besinler arasında gösterilir. Pancarın içinde akciğer fonksiyonlarını optimize eden bu antioksidanın yanında A vitamini, C vitamini, kalsiyum ve potasyum gibi mineraller de bileşenleri arasındadır. Ayrıca kan damarlarını genişleterek oksijen alımını kolaylaştıran nitrat da yüksek miktarda pancarın içinde mevcuttur. Yalnız pancarın içinde yüksek miktarda karbonhidrat ve sodyum da yer aldığı kronik hastalığı bulunan kişilerin doktor kontrolünde tüketmeleri gerekir. 

Sarımsak Halk arasında doğal antibiyotik olarak bilinen sarımsak, içerdiği alisin maddesi sayesinde akciğeri korur ve temizler. 

Yoğurt Kalsiyum, potasyum, fosfor ve selenyum bakımından zengin bir içeriğe sahip olan yoğurt da diyet listesine eklenip düzenli tüketildiğinde akciğer sağlığına iyi gelir. 

Zeytinyağı Hem güçlü bir antiinflamatuar hem de antioksidan kaynağı olan zeytinyağı ayrıca polifenol ve E vitamini içeriğiyle özellikle KOAH semptomlarını hafifletmesiyle bilinir ve genel olarak akciğer sağlığını besler. 

Balkabağı alfa ve beta karoten açısından zengin bir besindir ve akciğere iyi gelen besinler listesinde kendisine yer bulur. Bunların yanında balkabağında zeaksantin ve lutein gibi karotenoidler da bol miktarda bulunur. Antiinflamatuar ve antioksidan etkiler sağlayan bu bileşenler akciğer fonksiyonlarının iyileştirilmesine katkı sağlar. 

Kahve Günde 1 fincan kahve içerek, kahvenin içindeki kafein ve antioksidanlar sayesinde akciğer sağlığının korunmasına destek olabilirsiniz. 

Yeşil Çay Kateşin içeren yeşil çay, düzenli tüketildiğinde akciğerde doku sertleşmesini önlemeye yardımcıdır. 

Özetlemek gerekirse akciğer dostu elma, muz, yaban mersini, pancar, kırmızı lahana, kırmızı biber, balkabağı gibi meyve ve sebzeleri tüketmenin yanı sıra sarımsak, yoğurt, zeytinyağı, zerdeçal, zencefil, yeşil çay ve kahve tüketimi de akciğer koruyucusu olarak kabul edilir. 


Akciğere Zararlı Besinler ve Maddeler Nelerdir? 

Akciğer sağlığını korumak için sosis, salam ve sucuk gibi işlenmiş etlerin yanı sıra sigara ve tütün ürünleriyle birlikte alkolden uzak durmak gerekir. 

Akciğer sağlığını bozan ve hastalıklara yol açan durumların başında çamaşır suyu ve deterjanlar da gelir. Özellikle çamaşır suyuyla birlikte tuz ruhu kullanmak akciğere daha çok zarar verir. 

Sigara ve tütün Kullanımı: Akciğerlere zarar verdiği kanıtlanmış en önemli madde şüphesiz ki sigaradır. Uzun süren sigara bağımlılığı kronik bronşite ve eğer tedavi edilmezse KOAH tablosuna yol açabilir. Bu nedenden ötürü sigara, akciğerin en önemli düşmanıdır. 

Çamaşır suyu ve benzeri deterjanlar: Klor gazı, akciğer sağlığını olumsuz etkileyen bir gazdır. Çamaşır suyunu yoğun kullanmak ve bilhassa tuz ruhu ile karıştırmak akciğer sağlığınıza zarar verebilir. Yoğun çamaşır suyu kullanımı astım ataklarını da tetiklemektedir. Evde temizlik yaparken farklı deterjanlar ve temizlik ürünlerini birbirine karıştırmamalı, mümkünse maske ile temizlik yapılmalıdır. Böylelikle tehlikeli kimyasalların akciğerlerinize ulaşmasının önüne geçmiş olursunuz. 

Asbest: Günümüzde kullanılmasa da geçmişte kullanılmış ve halihazırda bazı gemilerde, binalarda bulunan asbest akciğerin en önemli düşmanlarından birisi. Çimento-asbest karışımı ile yapılan bina duvarları, çatı kaplaması gibi işler insan sağlığını tehdit eder. Zira asbest solunduğu anda akciğerlere ve akciğer zarına ulaşarak mezotelyomaya ve akciğer kanserine yol açabilir. 

Akciğer Sağlığını Destekleyen Yaşam Tarzı Alışkanlıkları 

Güçlü bir akciğere sahip olmak için uygulanması gereken bazı adımlar ve edinilmesi gereken yaşam tarzı alışkanlıkları söz konusudur. Sağlıklı beslenmek, uyku düzenine dikkat etmek, düzenli egzersiz yapmak, kapalı alanlarda fazla zaman geçirmemek gibi uygulama ve alışkanlıklarla akciğer sağlığınızı koruyabilirsiniz. 

Maske Kullanımı: Çalıştığınız ortamda, toplu taşımada veya kalabalık ortamlarda havayı kirleten partiküller bulunabilir. Bu partiküller solunduğu zaman akciğerlerinize zarar verebilir. Bu yüzden rahatsız olduğunuz ortamlarda mutlaka maske kullanmalı ve mümkün olduğunca ortamı havalandırmalısınız. 

Stresten uzak durmak: Yoğun stres altında yaşayan insanlarda kalp ve akciğer sağlığı olumsuz etkilenir. Sadece kalp ve akciğer değil, tüm hayatınızı sağlıklı ve huzurlu bir şekilde geçirmek için stresten mümkün olduğunca uzak durun. 

Hangi besinler akciğer temizliği için önerilir? Akciğeri temizleyen besinler genellikle C vitamini ve karotenoid yönünden zengin olan besinlerdir. Elma, yeşil çay, zerdeçal, sarımsak, soğan, biber, balkabağı, kekik, zencefil, siyah fasulye, mercimek, pazı ve yeşil sebzeler akciğerleri temizleyen besinler arasında yer alır. Akciğere iyi gelen besinler akciğer temizliğinde de rol oynar. 

Akciğer enfeksiyonları için hangi besinler tüketilmelidir? Akciğere iyi gelen besinler aynı zamanda akciğer enfeksiyonlarının önlenmesine ve var olan enfeksiyonların tedavi edilmesine katkı sağlar. Bu besinler arasında domates, kırmızı lahana, zeytinyağı, zencefil, elma, sarımsak, soğan, mercimek, pazı, pancar bulunur. 

Akciğer kanseri riskini azaltmak için hangi besinler önerilir? Kansere neden olan serbest radikallerin etkisinden kurtulmak için antioksidan ağırlıklı beslenmek son derece önemlidir. Bu nedenden ötürü akciğere iyi gelen besinler antioksidan yönünden zengindir. Karotenoidler ise antikarsinojen etki göstererek akciğer kanserine karşı direnç sağlamaktadır. Akciğere iyi gelen besinler mürdüm eriği, domates, greyfurt, yaban mersini, vişne, havuç, kavun, mango, resveratrol içeren siyah üzüm, kırmızı acı biber, badem, kayısı, elma, balkabağı, patates, brüksel lahanası, tere, brokoli, ıspanak, karnabahar, kırmızı üzüm, kara lahana, kivi gibi besinlerdir ve tüketilmeleri akciğer kanseri riskini azaltmak için önerilir. 

Kaynak: Memorial


24 Ekim 2024 Perşembe

Mandalina

 


Mandalina; güzel kokulu, C vitamini, antioksidanlar ve su açısından zengin bir kış meyvesidir. Potasyum ve B-kompleks vitaminleri gibi diğer vitamin ve mineralleri de içerir. Mandalina ve kabukları, birçok hastalığa karşı koruma sağlayan flavonoidler gibi antioksidanlar açısından zengindir ve bağışıklık sistemini destekler. İçerdiği lif sayesinde sindirim sistemini olumlu yönde etkiler ve uzun süre tok tutar. 

Besin Değeri 
Mandalina, sağlıklı ve hafif bir enerji kaynağıdır. C, A, B1, B2, B3 (niasin) ve B9 (folik asit) vitaminlerini içermektedir. 100 gram mandalinanın besin değerleri 

* Kalori: 53 
* Karbonhidratlar: 13 gram 
* Lif: 1,8 gram 
* Şeker: 11 gram 
* Protein: 0,8 gram 
* Yağ: 0,3 gram 
* C Vitamini: Günlük değerin %26'sı 
* A Vitamini: Günlük değerin %3'ü 
* Potasyum: Günlük değerin %3'ü 

Faydaları Nelerdir? 

Mandalina içeriğinde yoğun miktarda bulunan beta-karoten sayesinde hem yüksek bir antioksidan kaynağıdır hem de turuncu rengini alır. Beta karoten doğal olarak oluşan bir bitki pigmenti ve bir provitamindir. Vücutta A vitaminine dönüştürülmektedir. 

Mandalina ve kabukları; C vitamini, beta-karoten gibi antioksidanlar ve naringin, hesperidin, tangeretin ve nobiletin gibi flavonoidler açısından zengindir. Araştırmalar, flavonoidlerin beyin koruyucu etkileri olduğunu ve kronik hastalık riski dahil olmak üzere birçok hastalığın gelişimini önlediğini göstermiştir. Mandalina tüketmek, C vitamini bakımından zengin olduğu için bağışıklık sistemine fayda sağlar. C vitamini, vücudu koruyan bir tür beyaz kan hücresi olan T hücrelerinin gelişimine ve işlevine etki ederek bağışıklık sistemini virüslerden ve bakterilerden korumaya yardımcı olmaktadır. Soğuk algınlığı gibi hastalıklara karşı bağışıklığı desteklemektedir. 

Antioksidanlar, serbest radikal birikiminin neden olduğu oksidatif stresin zararlı etkilerini etkisizleştirir ve vücudu korur. Serbest radikaller; kalp hastalığı, artrit ve kanser gibi kronik hastalıkların gelişiminde rol oynamaktadır. 

Mandalinada kalp hastalığı için risk faktörlerini azaltmaya yardımcı olabilecek antioksidanlar bulunmaktadır. C vitamini, tangeretin ve nobiletin gibi antioksidanlar kalp sağlığına fayda sağlayabilir. Yapılan çalışmalar, C vitamininin kan basıncını ve kanın pıhtılaşmasını azalttığı, kan damarı fonksiyonunu iyileştirerek ve kandaki trigliserit ve LDL (kötü) kolesterol seviyelerini düşürerek kalp hastalığı için risk faktörlerini azaltabileceğini göstermektedir. 

Yaşlandıkça, vücuttaki kolajen miktarı azalır. C vitamini kolajen sentezini destekler ve kırışıklık gibi yaşlanma belirtilerini azaltır. C vitamininin antioksidan özellikleri, serbest radikallerin cilde verdiği zararı yavaşlatarak yaşlanma belirtilerini azaltabilir. 

Mandalinadaki antioksidanlar kanser önleyici özelliklere sahiptir. C vitamini, tümörlerin büyümesini ve yayılmasını önleyebilir, ameliyattan sonra yara iyileşmesini teşvik edebilir ve toksisitesini azaltırken kemoterapinin etkinliğini artırabilir. Narenciye meyvelerindeki flavonoidler, mide kanseri, meme kanseri, kolon kanseri ve akciğer kanserleri dahil olmak üzere bazı kanserlerin riskinin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir. 

Mandalina da dahil olmak üzere turunçgiller, bağırsakta fermente olmayan çözünmeyen lifler içermektedir. Bu lifler tokluğu artırır ve kilo kontrolüne yardımcı olabilir. Araştırmalar, daha yüksek lif alan kişilerin daha az lif tüketenlere göre vücut ağırlığını daha iyi koruyabildiğini göstermektedir. 

Mandalinanın içeriğinde bulunan C vitamini suda eriyen bir vitamin olduğu için vücutta depolanmamaktadır. Bu neden tüketim sağlarken mandalinanın kendisi tüketmek veya 1 bardak mandalina suyunu bir anda içmek yerine 2-3 çay bardağı mandalina suyunu güne yayarak içmek daha faydalı olacaktır. 

Mandalina kabuğu neye iyi gelir? Mandalina kabuğu da birçok antioksidan madde içermektedir. C vitamini, A vitamini gibi antioksidanlar, naringin, hesperidin, tangeretin ve nobiletin gibi flavonoidler açısından zengindir. 
Araştırmalar, flavonoidlerin beyin koruyucu etkileri olduğunu ve kronik hastalık riski dahil olmak üzere birçok hastalığın gelişimini önlediğini göstermiştir. Yapılan çalışmalar nobiletin maddesinin yağların yakılmasını hızlandırdığını göstermiştir. 
Mandalina kabuğunda bulunan hesperidin ve naringenin antioksidanları alerjik reaksiyonların şiddetini azaltmaya da yardımcı olabilmektedir. 
Tarım ilaçlarına maruz kalmamış organik mandalinaların kabukları kullanılmalıdır. 

Mandalinanın lifleri temizlenmeli midir? Mandalinanın üzerinde bulunan beyaz liflerin sağlığa çok faydası olduğu için temizlenmemesi gerekmektedir. Selülozik yapıda olan bu lifler sindirim sistemini aktifleştirir ve sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlar. 
Aynı zamanda kolesterolün ve yüksek tansiyonun düşmesine ve kanın temizlenmesine yardımcı olur. 
Tokluk sağlayarak kilo kontrolüne destek olan mandalina bu özelliği ile kış aylarında zayıflama diyetleri için de sürekli tercih edilen meyvelerden biridir. 

Mandalinanın zararları nelerdir? Mandalina şeker oranı yüksek meyveler arasında yer almaktadır. Özellikle şeker hastalarının dikkatli tüketmesi gereklidir. Asit içeren bir meyve olduğu için yine fazla tüketildiğinde özellikle gastrit gibi mide rahatsızlığı olan bireylerde mideyi rahatsız edebilmektedir. Alerjik bünyeye sahip kişilerde ve küçük çocuklarda kızarıklık gibi alerjik reaksiyonlara neden olabilir.

Kaynak: Memorial

23 Ekim 2024 Çarşamba

Zerdeçal


Zerdeçal, zencefil familyasından olan, içeriğinde kurkumin bileşiğini barındıran, sağlık açısından birçok fayda sunan, Hindistan yarımadası ve Güneydoğu Asya'ya özgü çok yıllık, rizomlu, otsu bir bitkidir. Sindirim ve karaciğer problemleri, cilt hastalıkları, yaraları ve enfeksiyonları gidermeye yardım eden doğal bir antiinflamatuardır. Hint safranı olarak da bilinen zerdeçalın kök sapı mutfaklarda baharat olarak kullanıldığı gibi geleneksel tıpta da faydalarına başvurulan bir bitkidir. 

Zerdeçal Nedir? 

Zencefil ailesinden olan zerdeçal, kurkumin bileşiği ile önemli sağlık faydaları bulunan, anavatanı Güneydoğu Asya olan, sarı çiçekli, altın-turuncu renkli çok yıllık ve otsu bir bitkidir. Aynı zamanda hint safranı olarak da bilinen zerdeçal, enfeksiyonlarla mücadeleden sindirim ve karaciğer problemlerine, cilt hastalıklarından yaralara kadar antiinflamatuar özellikleri sayesinde birçok fayda sağlar. 

Hafif keskin, acımsı bir tadı ve topraksı aromaya sahip olan zerdeçalın içeriğinde ona canlı sarı rengi veren kurkumin gibi kurkuminoidler, dimetoksi kurkumin, bisdemetoksikurkumin, turmeron, atlanton, zingiberon, şekerler, proteinler ve reçineler gibi uçucu yağlar bulunmaktadır. Salatalara ve yemeklere aroma katması için eklenebilen zerdeçal aynı zamanda günlük 1-2 kaşık toz halinde tüketilerek de özellikle bağışıklık sisteminin güçlü tutulması açısından etkili olur. 

Artrit, sindirim bozuklukları, solunum yolu enfeksiyonları, alerji, karaciğer hastalıkları ve depresyon durumlarda doğal tedavi olarak kullanılır. Yapılan araştırmalar zerdeçalın enfeksiyonlarla ve bazı kanserlerle savaşmaya, iltihaplanmayı azaltmaya ve sindirim sorunlarını tedavi etmeye yardımcı olduğunu göstermektedir. 

Besin Değeri 

Bir yemek kaşığı zerdeçal tozunun içerdiği besin değerleri aşağıdaki gibidir: 

* Kalori: 29 kcal 

* Karbonhidrat: 6.31 gram 

* Protein: 0.91 gram 

* Lif: 2,1 gram 

* Yağ: 0.31 gram 

* Şeker: 0,3 gr 

Ayrıca günlük manganez ihtiyacının %26'sı, demir ihtiyacının %16'sı, potasyum ihtiyacının %5'ni ve C vitamininin %3'nü karşılar. 

İçeriğinde barındırdığı bu özellikleri sayesinde özellikle enfeksiyonlarla mücadelede önemli bir rol üstlenen zerdeçal, birçok hastalıkla da mücadele eder. 


Faydaları Nelerdir? 

Doğal bir antiinflamatuar olan kurkumin içeren zerdeçal, iltihabı azaltır, gaz ve hazımsızlık gibi sindirim sistemi sorunlarına iyi gelir, kan şekerini düşürür, karaciğer sağlığını destekler, kalp ve damar hastalıklarına karşı önleyicidir, ağrıları hafifletir ve nörolojik sağlığı destekler. 

Zerdeçalın faydaları genel olarak şunlardır: 

Bağışıklığı güçlendirir Zerdeçal; antiinflamatuar, antimikrobiyal, antiviral VE antioksidan etkileri sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirerek kişinin hastalıklara karşı daha da çok korunmasını sağlar ve mikropları engeller. 

Eklem ağrılarını azaltır Zerdeçalın anti-inflamatuar özelliklere sahip olması, artritin sebep olduğu gibi inflamatuar durumlara ve ağrıların giderilmesi konusunda yardımcı olur. 

İltihabı önler İçerdiği kurkumin bileşiğinin etkisiyle zerdeçal, vücuttaki inflamasyonu önler, iltihapları giderir ve zararlı hücrelere savaşarak enfeksiyonların giderilmesini sağlar. 

Kalp sağlığını korur Zerdeçalın içindeki kurkumin, kalbin içini ve kan damarlarını kaplayan ince zar olarak bilinen endotel fonksiyonunu iyileştirerek kalp hastalıkları riskini azaltmada rol oynar. 

Cilt rahatsızlıklarını yatıştırır Antiinflamatuar, antimikrobiyal ve antioksidan özellikleri sayesinde zerdeçal; akne, egzama ve sedef hastalığı gibi birtakım cilt rahatsızlıkları için etkili bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilir. 

Zerdeçal hafızayı ve dikkati geliştirmeye yardım eder Kurkuminin antioksidan özelliklerinin, düşünme ve akıl yürütme yeteneği olan nörobilişe daha az hasar vererek Alzheimer hastalığının gelişmesini yavaşlattığı öngörülmüştür. 

Karaciğer fonksiyonlarını iyileştirir ve toksinlerden arındırır Yüksek antiinflamatuar özellikleri, zerdeçalın karaciğerdeki toksinleri atmasına, karaciğerin temizlenmesine ve kişiyi karaciğer hastalıklardan koruma konusunda yardım eder. 

Gaz ve şişkinlik gibi sindirim kaynaklı sorunlarına iyi gelir Özellikle antiinflamatuar özelliklere sahip olan zerdeçal, midede meydana gelen gaz, şişkinlik ve inflamatuar bağırsak hastalıkları gibi problemlerin meydana geldiği sindirim sisteminin fonksiyonunu düzeltmeye yarar. 

Kan şekerini dengeler Kurkumin, antiinflamatuar ve antioksidan özellikleri sayesinde tip 1 ve tip 2 diyabetin önlenmesine yardımcı olabilir ve insülin direnci, yüksek kan şekeri ve hiperlipidemi (kandaki yüksek yağ seviyeleri) dahil olmak üzere diyabete katkıda bulunan birçok faktörü iyileştirebilir. 

Öksürük ve boğaz ağrısı gibi solunum yolu sorunlarına iyi gelir Antiviral etkileri sayesinde özellikle zerdeçal çayı içmek, solunum yollarını temizleyerek rahatsız edici öksürüğün önüne geçer ve kişiyi rahatlatır. 

Serbest radikalleri nötralize eder Serbest radikallere çok fazla maruz kalmak vücuttaki yağlara, proteinlere ve hatta DNA'ya zarar verebilir. Bu durum da kanser, artrit, kalp hastalığı ve alzheimer gibi bir dizi yaygın hastalığa ve sağlık problemlerine sebebiyet verebilir. Bu nedenle zerdeçal gibi antioksidan bakımından zengin baharatlar kişiyi serbest radikal hasarından korur. Kanserli hücrelerin yayılmasını önleyebilir Zerdeçalın en önemli bileşiklerinden olan kurkumin, kanser hücrelerinin gelişimini ve büyümesini engelleyebilir. 

Kolesterolü azaltır Zerdeçal ve kurkuminin serum lipit düzeylerini iyileştirerek kardiyovasküler hastalık riski taşıyan kolesterol seviyeleri normale indirerek hastaları bu tehlikeye karşı koruyabilir. 

Depresyona iyi gelir Depresyonu olan kişilerde beyindeki nörotrofik faktör (BDNF) olarak bilinen protein azalır ve öğrenme ve hafızaya yardımcı olan hipokampüste küçülme başlar. Yapılan çalışmalar zerdeçalın içindeki kurkuminin BDNF seviyelerini artırabildiğini göstermiştir. Ayrıca kurkumin beyindeki ruh halini ve diğer vücut fonksiyonlarını düzenleyen kimyasallar olan serotonin ve dopamin düzeylerini de artırdığı görülmüştür. 

Zerdeçal Nasıl Tüketilir? 

Zerdeçal baharat formunda ya da taze olarak yemeklerde kullanılabilir. Günlük alım dozu (toz – rende) ortalama 1 tatlı kaşığı olmalıdır. Taze zerdeçal kökü ince ince kesilerek veya rendelenerek yemeklere eklenebilir. Taze zencefil ellerde leke bıraktığı için eldiven kullanılmalıdır. Karabiberdeki piperin adlı bir bileşik vücuttaki zerdeçal emilimini artırdığı için karabiberle zerdeçalı beraber tüketmede fayda vardır. Yapılan çalışmalar zerdeçalın yağ ile pişirilmesinin vücudun daha fazla kurkumin emmesine yardımcı olabileceğini göstermiştir. Kurkumin, zeytin veya hindistancevizi yağındaki yağ gibi yağa bağlandığında, bağırsak tarafından daha kolay emildiği düşünülmektedir. 

Zerdeçal kuru ya da taze haliyle çay olarak da tüketilebilir. 2 su bardağı su önce kaynatılarak ve içine 1 çay kaşığı toz ya da rendelenmiş zerdeçal eklenir. Demlenmesi için 10 dakika beklenir. İsteğe göre limon ilave edilebilir. 

Sağlık nedenleriyle daha yüksek miktarda zerdeçal tüketilmek isteniyorsa uzman bir hekim kontrolünde, konsantre formu tablet veya kapsül olarak kullanılabilir.

Kaynak: Memorial