Translate

30 Nisan 2023 Pazar

Karaciğer Yağlanmasının 10 İşareti


 

Karaciğer Yağlanmasının 10 İşareti

1- Enerji Düşüklüğü

2- Göbek Çevresinde Yağlanma

3-Erkeklerde Meme Büyümesi

4-Ağrılı Eklemler

5-Hafıza Problemleri

6-Vücutta Kaşıntı

7-Vücutta Şişkinlik ve Ödem

8-Mide Bulantısı

9-Koyu İdrar

10-Kas Erimesi

Kaynak: İnstagram

6 Nisan 2023 Perşembe

Kolon (Bağırsak) Kanseri Belirtileri ve Tedavisi


Kolon yani kalın bağırsak kanseri en sık görülen üçüncü kanserdir ve hem erkek hem de kadınlar arasında kansere bağlı ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada gelmektedir. Ancak erken evrelerinde tanı konulup tedaviye başlandığında tedavisi en olanaklı kanserler arasındadır. Erken evrede tanı konulup tedaviye alınmış olanlar arasında beş yıllık sağkalım oranı %90’dır. Bazı olgularda düzenli tarama, alınması olası prekanseröz oluşumların ortaya çıkarılmasını sağlamakta ve böylelikle de daha baştan kanser oluşumu önlenmektedir. 

Kolon, bağırsağın yaklaşık 1,5-2 metresini oluşturan tüp şeklinde bir organdır. Kolon ve rektum kalın bağırsağın tamamını oluştururlar. Rektum ise bağırsağın son kısmını oluşturan ve dışkının depolandığı kısa bir alandır. İnce bağırsaktan gelen sindirilmiş besinler kolona gelerek kalan gıdalar da orada sindirilir. Atılacak olan kısmı rektuma gelir ve atılması için burada bekler. 
Kolon kanseri ise kolondaki hücrelerde başlayarak bazen polipleşmeye dönüşür. Erken tanıda, yayılım göstermeden saptanmışsa tedavi edilebilir bir durum olmakla birlikte erken tanı konulmayan durumlarda önce kolon duvarında yayılım gösteren bir hastalıktır. Kolon içi yayılım tamamlandıktan sonra metastaz denilen farklı organ ve dokulara yayılma durumu gerçekleşebilir. Kolon kanseri özellikle lenf bez ve damarlar aracılığıyla akciğer, karaciğer gibi hayati organlara ilerleyebilir. 

Kolon (Bağırsak) kanserinin belirtileri nelerdir? Kolon kanserinde sıklıkla dışkılama alışkanlığında farklılaşma durumu yaşanır. Belirti verdiği için birçok kanser türünden daha kolay farkedilme olasılığı bulunur. Belirtiler dışkılama ile ilgili olsa da kolon uzun bir organ olduğu için vücudun sol tarafında kalan kısmı ile sağ tarafında kalan kısmında olan tutulma farklı belirtiler verebilir. 
Kolon yapı olarak sol kısımda daha da daralır. Bu da dışkının daha ince olması, dışkılarken kanama, düzenin değişmesi vb. durumlar yaratabilir. Sağ taraf ise nispeten daha geniş olduğu için belirtiler daha geç ortaya çıkar ve erken tanı daha zorlaşır. 
Ancak genel anlamda ortak belirtiler: 
* Dışkılama yapılsa dahil bağırsağın tam boşalmamış hissedilmesi 
* Dışkılama düzeninin bozulması (ishal, kabız) Kanama veya dışkıda kan görülmesi 
* Dışkılama yaparken ağrı hissedilmesi 
* Dışkıda şeffaf bir salgı görülmesi 
* Karın ağrısı ve şişlik 
Bu belirtiler hem erken zamanda görülür hem de hasta tarafından fark edilmesi kolaydır. Bu belirtilerin sonrasında dolaylı olarak kilo kaybı, kan değerlerinde düşme ve kansızlık, karında kitle oluşması, ilerleyen durumlarda bağırsak tıkanabileceği için ağrı hissinin artması gibi belirtiler de gözlenir. Erken tanı için hastanın dışkılama düzenin farkında olması ve kendi normalini takip etmesi gerekmektedir.

Kolon (Bağırsak) kanseri neden olur? Sıklıkla kolon kanseri diğer kanser türlerinde olduğu gibi genetik faktör kanserin oluşmasında önemli bir nedendir. Ailede kolon kanseri ile ilgili bir geçmiş varsa bundan kaynaklı risk artmaktadır. 
Bununla birlikte yaş faktörü de etkilidir. Özellikle 50-60 yaşlarındaki erkeklerde daha çok tutulum gözlenmiştir. 
Kişinin bağırsağında önce iyi huylu olarak oluşan polipler bazı durumlarda kansere dönüşebilir. Polipler bağırsak içerisinde oluşan minik çıkıntılardır. Bu çıkıntıları eğer fark edilmişse takip ettirmekte yarar vardır. Genlerde bulunan bazı değişmeler sonucu da bu kansere yakalanma riskinin arttığı bilinmektedir. 
Bazı durumlarda hastanın altta yatan kronik bağırsak hastalığı bulunur. İnflamatuar bağırsak hastalığı, ülseratif kolit gibi hastalıklar kolon iç yüzeyini etkilediği için bazı durumlarda kolon kanserini tetikleyici olarak davranabilir. 
Sigara kullanımı ve sağlıksız beslenme gibi hayat tarzı da kolon kanseri nedenleri arasında sayılabilir. 

Kolon (Bağırsak) kanserinin evreleri nelerdir? Kolon kanseri evreleri kesin sınırlarla ayrılmamakla birlikte yapılacak tedaviyi belirlemek adına yaklaşık 5 evreye ayrılır. Bu evrelerde belirtiler farklılık gösterir ve ne derece yayıldığı hakkında bilgi verir. 
1.Evre: Kolon kanserinin en erken evresidir. Erken teşhis edilen bu evrede çıkan polipler alınarak ve takip edilerek hastalık atlatılır. Bu evrede kemoterapi vb. kanser tedavisi gerekmez.
2.Evre: Bu evrede kolon tutulumu görülmüştür. Kolonun bir kısmı alınması gerekebilir. Lenf dokuları ile yayılım olabileceği için bazı hallerde bunlar da alınabilir.
3.Evre: Kolonun dışında da yayılım olduğu bir evredir ancak hala uzak dokularda yayılım gözükmez. Bu evrede fark edilen durumlarda kolonun büyük kısmı ve lenf bezleri alınır. Kemoterapi yüksek nüks riski olan hastalara önerilir.
4.Evre: Kolon kanserinin 3. evresinde kanser lenf bezlerine yayılmıştır. Yayılma bu evrede hızlıdır. Yayılan dokular cerrahi operasyonla alınır ve kemoterapi uygulaması yapılır.
5.Evre: Kanserin son evresinde uzaktaki doku ve organlarda da yayılım görülür ve hastanın durumu ağırlaşır. Cerrahi operasyon genellikle tercih edilmez, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler denenir. Bu tedaviler sonrasında kanserli hücrelerde küçülme beklenir. İstenen düzeyde küçülme durumu olursa ve hastanın operasyonu kaldıracağına karar verilirse operasyon kararı alınabilir. 

Kolon (Bağırsak) kanserinin tanısı nasıl konur? Kanser tanısında çoğunlukla kolonoskopi gibi endoskopik yöntemler daha çok kullanılmaktadır. Teşhis olarak diğer yöntemlere kıyasla daha kolaydır. Kolonoskopi sırasında eğer oluşmuşsa polipler de alınabileceği için bir anlamda da tedavi olanağı yaratır. Hastadan çoğunlukla dışkı örneği istenir ve gerekli incelemeler dışkı üzerinde de yapılır. Endoskopi sırasında alınan parçalar patolojik olarak incelenir. Bazı durumlarda bilgisayarlı tomografi de istenebilir. MR- PET gibi tetkikler de bu sırada istenebilir. 

Kolon (Bağırsak) kanserinin tedavisi nasıl olur? Kolon kanserinde tedavi protokolü genellikle hastanın yaşam süresini ve kalitesini artırmaya yöneliktir. Kanser oluşturma potansiyeli olan polipler genellikle ilk zaman kolonoskopiyle alınır. Cerrahi tedavi ilk evreler için zorunludur. Tümörlü kısımlar çıkartılır. Kanser genellikle lenf ve damar üzerinden metastaz yapmışsa daha çok kemoterapi gibi tedavilerle tümörün küçülmesi beklenir. Son yıllarda gelişen teknoloji ile birlikte kalın bağırsak kanserinde yaşam süresi artmış ve hastaların tedavi şansı yükselmiştir. Yaşam kalitesini artırmak için kullanılan bazı tedavi yöntemleri şunlardır: 
İnvaziv cerrahi yöntemi: Kolektomi denilen kolonun belli bir kısmının kesilerek çıkarılması işlemine verilen addır. Genellikle işe yarayan radikal bir tedavidir. 
Torbaya dışkılama: Hastanın kolonunun son bölümü alındığında genellikle bu uygulama tercih edilir. Bazen de operasyon sonrası bağırsağın beklenen işlevlerini yerine getirmesi adına geçici bir süre ince bağırsak karın bölgesine açılarak buradan dışkılanma sağlanır. Anüse yakın bir yerdeyse hasta bir torbaya dışkılama yapar. Kalın bağırsak kanserinde sadece kalın bağırsaktaki tümörü çıkarmak yeterli gelmeyebilir. Kanserin yayıldığı alanlarda doku ve organlarında kısmen de olsa alınması gerekebilir. Bunun sebebi genellikle sadece kanserli dokular dahil alınsa kalan dokularda hastalık tekrar nüks edebilir. Bunun önlemini almak ileriye dönük oluşabilecek durumları önleyebilir. 

Kolon (Bağırsak) kanserinden korunmak için alınabilecek önlemler nelerdir? Kalın bağırsak kanserinden korunmak için öncelikle en basit olarak beslenme düzenine dikkat etmek gereklidir. Lifli besinler bağırsak sistemi için sağlıklıdır. Diyette bu tarz lif içeriği yüksek beslenmek faydalıdır. Aşırı yağlı, baharatlı gibi besinler bağırsakları yorar. Bundan dolayı bu besinleri sıklıkla tüketmemek faydalı olur. Kalsiyum ve D vitamininin yeteri kadar alınması önemlidir. Fazla kilo da risk faktörü olabileceği için kişinin yaşına uygun egzersizle vermesi gerekir. 50 yaşından itibaren risk altında olan hastaların düzenli tarama testlerine katılması erken tanı için önemlidir. Eğer kişide ailede bir kolon kanseri geçmişi varsa bu konuda daha özenle davranması beklenir. Mümkünse bu kişilerde dışkı düzenini rutin takip etmesi istenir. Belirtilerden bazılarına rastgelinirse kişinin bir sağlık kuruluşuna muaynene için başvurması gerekir.


Kaynak: Anadolu Sağlık 

5 Nisan 2023 Çarşamba

Himayala Tuzu



Himalaya Tuzu Nedir? 

Himalaya tuzu, bildiğimiz sofra tuzuna göre daha düşük oranda sodyum barındıran tuz çeşididir. Bolca mineral içeren Himalaya Tuzu daha büyük parçalar hâlinde çıkarılır. Bu nedenle gerek yemeklerde gerekse dekoratif amaçlı süs eşyası olarak kullanıma uygundur. Beyaz, kırmızı ve açık pembe renklerde gözlemlenen bu tuz türü, yüksek basınç altında kristalleşir. Kayaçların yanında meydana gelen Himalaya Tuzu, bu özelliği nedeniyle doğal taş olarak tercih edilebilir. Hem bir gıda maddesi olduğundan dolayı yemeklere lezzet katan Himalaya tuzu, hem bulundurulduğu ortamı renklendirir. İç mekân dekorasyonuna şıklık kazandıran Himalaya Tuz lambası, negatif enerjiyi toplayarak pozitife çevirme yeteneğine sahiptir. 

Himalaya Tuz Lambası Nasıl Oluşur? Birçok doğal taş, volkanik olaylar neticesinde ortaya çıkar. Ateşin su ile girdiği tepkimeler sonucu zamanla doğal taşlar oluşur. Fakat Himalaya Tuz taşı oluşumu böyle değildir. O, denizlerin kuruması sonucunda meydana gelir. Geçmişini 250 milyon yıl evvel kurumuş Eski Deniz’e borçlu olan Himalaya tuzu, dünyadaki en faydalı ve temiz tuzdur. Milyonlarca yıl boyu basınç altında kalan Himalaya Tuzu, kristal yapısını bu şekilde kazanmıştır. Maruz kaldığı basınç sayesinde tuz kusursuz bir görünüme sahip olmuş ve enerji dönüşümü yapabilme yeteneği elde etmiştir. Oluşum safhasında pek çok reaksiyon geçirdiği için, Himalaya tuz taşının hem büyük hem küçük boyutlu olanlarına rastlamak mümkündür. En düzenli şekle sahip ve en beyaz olanlar daha fazla basınç altında kalmış Himalaya tuzlarıdır. 

Himalaya Tuzu Özellikleri: Katıksız ve doğal bir tuzdur. Böbrek ve tansiyon hastaları için önerilmez. Kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin de sofra tuzu yerine Himalaya tuzu kullanmadan önce doktora danışması tavsiye edilir. Diğer tuzlara kıyasla mat bir görünümü vardır. Sofra tuzuna göre daha pembemsi ve koyudur. 
Çoğu Himalaya tuz lambası el yapımıdır. Çünkü doğal Himalaya kristalleri çok hassas bir yapıya sahiptir ve kolayca zarar görür. Onun için kullanıma elverişli değildir. İşlenmiş tuz bloklarının ortasında ısı ve ışık yayan bir ampul bulunur. Eğer ampul olmazsa kendiliğinden ışık yaymaz. Etkisini gösterebilmesi için ışık belli bir süre yanmalı ve tuz biraz ısınmalıdır. 
Ayrıca Himalaya tuz taşı şeffaflık ve temizlik sembolüdür. Işığı tam olarak yansıtmaz. Bu sebeple küçük parçalar yarım opak, büyük parçalar ise tam opaktır. Vücudun kendi kendine üretemediği 84 farklı minerali bünyesinde barındırır. ‘Tedavi Taşı’ ve ‘Halit Taşı’ diye de bilinir. Havadaki plazmaları ve tozları toplama özelliği mevcuttur. Sertlik değeri 3,5 olarak belirtilir. Şampuan, duş jeli, sabun, krem, makyaj temizleme malzemeleri ve cilt bakım ürünleri içerisinde Himalaya tuzuna yer verilebilir. 

Himalaya Tuzu Nerede Bulunur? Bu mineral genellikle Pakistan’da çıkarılır. Ana kaynağı, Himalaya Dağları’nın yakınındaki bir tuz madenidir. Madenin rezervleri büyüktür, o nedenle ulaşımı zor değildir. Kolay bulunabilirliği ve yaygın olması sayesinde Himalaya Tuzu  kullanımı popülerdir. Ülkemizde çıkarılmayan bu tuz, dışarıdan saf şekilde ithal edilir. Daha sonra birtakım işlemlerden geçirilip dağıtıma çıkarılır. Böylelikle kişiye özgü tercihler doğrultusunda şekillendirilerek öğütülebilir. 

Himalaya Tuzu Hangi Çakra ile Uyumlu? Tüm çakralar, Himalaya tuz lambası ile sorunsuz uyum sergiler. Vücudumuzda var olduğu iddia edilen bu yedi çakra şunlardır: Kök Çakra, Alt Karın Çakrası (Sakral), Solar Pleksus (Mide Çakrası), Kalp Çakrası Boğaz Çakrası Üçüncü Göz (Alın Çakrası), Taç Çakra. 

Himalaya Tuzu Hangi Burcun? Balık ve Yengeç, Himalaya Tuzu taşı ile özdeşleştirilen burçlardır. Diğer 10 burca mensup kişiler de bu ürünü rahatlıkla kullanabilir. Fakat Yengeç’lerin ve Balık’ların enerjisi bu taşın enerjisine daha yakındır. O nedenle bu burçlarda olanlar Himalaya tuzundan çok iyi istifade etme şansına sahiptir. 

Himalaya Tuzu Ne İşe Yarar? Bu taşın faydalarını görebilmek için, vücuda yakın tutarak kullanılması önerilir. Bağışıklık sisteminden ruh sağlığına kadar birçok alanda Himalaya Tuzu faydaları ile karşılaşılır. 

Fiziksel Açıdan Faydaları: 
Yaraların daha hızlı geçmesini sağladığına, onarıcı özelliği bulunduğuna inanılmaktadır. 
Çocuklarda büyüme ve gelişimi desteklediğinden söz edilir. Düzenli olarak Himalaya tuzu tüketen çocukların daha erken boy atacağı söylenmiştir. 
Uykuyu düzenlediği kabul edilir. Bu etkisinden yararlanmak isteyenlerin, Himalaya tuzu içerisine ampül yerleştirip gece lambası olarak kullanmaları önerilmiştir. Böyle yapıldığı takdirde uyku kalitesini artıracağı ve kâbuslardan uzak tutacağı söylenmektedir. Ayrıca loş bir ışık yayacağı için çalışma masalarında da kullanılması faydalı olabilir. 
Kişisel bakım ürünlerinin içine katılırsa cildi, saçları ve tırnakları besleyeceği, güçlendireceği düşünülmektedir. 
Cildi parlak, pürüzsüz bir görünüme kavuşturduğuna, kırışıklıkları hafiflettiğine inanılır. 
Suda eritilerek kullanılırsa -okyanus tuzlarından meydana geldiği için- sinüzite iyi gelir. Bu suyu burnunuza çekerseniz tıkanıklıkları giderecektir. 
Bilhassa, küçük çocukların soğuk algınlığına yakalanması durumunda doğal bir burun açıcı olarak Himalaya tuzundan yardım alınabilir. Herhangi bir probleminiz olmasa bile, burnunuzu temizleyip daha rahat nefes alabilmek amacıyla bu tuzdan faydalanabilirsiniz. 
Kistik fibroz, bronşit, KOAH ve astım hastalarına şifalı olduğu rivayet edilmiştir. 
Doğal iyonlaştırıcı özelliği vardır. Negatif iyonlar üretmek suretiyle, havanın kalitesini artırır. Bu iyonlar, bir bakıma hava vitamini olarak tanımlanabilir. Baz istasyonları, kablosuz cihazlar, bilgisayarlar, telefonlar tarafından yayılan radyasyon artı yüklü iyonlar içerir. Himalaya Tuz lambaları ise havada bulunan artı iyonlarının olumsuz etkilerini ortadan kaldırır. Sigaranın ve zararlı gazların yaydığı artı iyonlar da yine bu tuz lambaları sayesinde etkisiz hâle gelir. 
Migrene iyi geldiği, bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiği ileri sürülmektedir. 
Konsantrasyon kaybını önler. 
Bulunulan ortamda; sigara dumanı, polen ve tozlar tarafından oluşturulan bakterileri yok eder.
Kronik yorgunluğa birebirdir. Bünyeyi hastalıklardan muhafaza eder. Nezleyi geçirir. Ağrıları dindirir. Bedene zindelik ve canlılık kazandırır. 

Psikolojik ve Zihinsel Olarak Faydaları: 
Stresi azaltır, ruhsal yorgunluğu alır. 
Negatif enerjileri çektiği, mekânların ve kişilerin enerjisel boyutta arınmasına yardımcı olduğu düşünülür. 
Doğal taşlarla yapılan ritüellerin etkisini artıracağı belirtilir. Para, enerji, sağlık, stres, ikili ilişkiler ve aşk ile ilgili ritüellerde çok başarılı olduğu söylenmiştir. Yoga ve meditasyon için kullanılabileceği rivayet edilmektedir. 
Tamamlanmışlık ve ferahlık hissi oluşturur. 
Sezgileri güçlendirir. 
Seçim yapmayı gerektiren durumlarda doğru seçeneğe yönelmeyi sağlar. 
Hayatı kolaylaştırır. Kötü zamanlarda bireyin dirayetini kaybetmesine engel olur. 
İyi kişilerle tanışmasına imkân verir. 
Tüm çakra bölgelerinin iyileştirilmesinde etkilidir. Her gün farklı bir çakra merkezi üzerinde bekletilmesi önerilir. Çalışmadığı veya eksik çalıştığı düşünülen çakralara daha çok ağırlık verilmelidir.