Translate

24 Şubat 2023 Cuma

Ayva

Kış aylarında soğuk havalarla birlikte bağışıklık sistemimizi sağlık sorunlarına karşı koruma amacıyla meyve ve sebzeden zengin beslenmemiz gerekir. Kışın, portakal ve mandalinanın yanı sıra ayva da, içerdiği vitamin ve mineraller sayesinde sofraların baş köşesinde olmayı hak eder. 

92 gram ayvada;
* 52 kalori,
* 0 yağ,
* 0.3 gram protein,
* 14 gram karbonhidrat,
* 1.75 gram lif, bulunur.

Ayrıca günlük alınması gereken 
* C vitamininin yüzde 15’i, 
* tiaminin (B1 vitamini) yüzde 1.5’i 
* B6 vitamininin yüzde 2’si, 
* bakırın yüzde 13’ü, 
* demirin yüzde 3.6’sı, 
* potasyumun yüzde 4’ü, 
* magnezyumun yüzde 2.6’sı bulunur.

“Ayvanın faydaları nelerdir?” diye sormadan önce ayvanın, Asya ve Akdeniz’in bazı bölgelerine özgü eski bir meyve olduğunu belirtmek yerinde olur. Geçmişi Antik Yunan ve Roma dönemlerine kadar uzanır. Ayva ve armut gibi daha çok tüketilen meyvelerin yakın akrabası olarak kabul edilir. 

Peki geçmişte geleneksel tıpta da kullanılan ayvanın faydaları nelerdir? Tokluk süresini uzatmaktan saçları güçlendirmeye, mide-bağırsak hastalıklarından korumadan cildin genç kalmasına katkı sağlamasına kadar pek çok faydası olan ayvanın kalorisi de oldukça düşük. 100 gramında 40 kalori bulunan ayvanın, yaprağı meyvenin kendisinden ve kabuğundan çok daha fazla fenolik bileşik içerir. Bu nedenle ayva meyvesi için geçerli olan sağlık etkileri ayvanın yaprağı için de geçerli. Ayvanın yaprakları kurutulup kış aylarında çay olarak da tüketilebilir.

Ayvanın faydaları… 

1. Zayıflamaya Yardımcı Olur Glisemik indeksi düşük olan ayva bu sayede kan şekerini çok hızlı yükseltmez. Bu nedenle diyabeti olan veya diyet yapan kişiler de rahatlıkla tüketebilir. Öğünlerde tercih edildiğinde lifli yapısı sayesinde tokluk süresini uzatan bu meyve, bu sayede zayıflamaya da yardımcı olur. Diyetlerde haşlanarak ya da buharda pişirilerek de tatlı ihtiyacını karşılayabilir. Ancak ayvanın büyüklüğüne dikkat etmek gerekir. 1 porsiyon ayva, büyük boy bir ayvanın yaklaşık yarısı kadardır.

2. Vücudu Virüslere Karşı Korur. İçeriğindeki C vitamini ve fitokimyasallar bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. Günlük C vitamini ihtiyacının 4'te 1’ini karşılayan ayva, bu sayede vücudu patojenlere, virüslere ve bakterilere karşı korur. Gün içinde tercih edilecek 2 veya 3 porsiyon meyveden birini ayvadan yana kullanmak önerilir. 

3. Saçları Uzatır Demir, bakır ve çinko gibi mineraller içeriğiyle kan dolaşımını artırarak saç diplerine daha bol oksijenin taşınmasına yardımcı olur. Bu da saçları güçlendirir, uzamasına yardımcı olur. 

4. Cildi Gençleştirir Yüksek oranda demir, bakır ve çinko mineralleri içerir, bu sayede kırmızı kan hücrelerinin üretimini artırarak dolaşımda taşınan oksijen miktarını yükseltir. Dokulara daha çok oksijen gitmesiyle daha sağlıklı ve daha genç bir cilde sahip olunur.

5. Antioksidan İçeriği Kanser Riskini Azaltır Serbest radikaller hücrelerin mutasyon geçirmesine veya kontrolsüz çoğalmasına neden olur, böylelikle kanser riski artar. Ayva ise, yüksek antioksidan içeriği sayesinde polifenoller yardımıyla vücudu serbest radikallere karşı koruyarak bu riski azaltır. Bu antioksidanlar, metabolik stres ve inflamasyonu azaltmaya yardımcıdır. 

6. Kalp Damar Sağlığını Korur Yüksek oranda potasyum içeriğiyle kan basıncını (tansiyonu) düşürmede etkilidir. Ayrıca yine yüksek oranda çözünebilir bir lif olan pektin içeriği kolesterolü düşürmeye yardımcı olur. İçeriğindeki demir, çinko ve bakır gibi mineraller de kan hücrelerinin yapımını ve kanın akışkanlığını artırarak dolaşım üzerinde olumlu etkiler yaratır. 

7. Sindirimi Kolaylaştırır Haşlanarak tüketilmesi, gaz problemlerini giderir, sindirime yardımcı olur. Kabızlığa iyi geldiği gibi ishal gibi şikayetlerinin önlenmesinde de kullanılabilen ayva, içerdiği yüksek lif sayesinde dışkının normal hacminin oluşmasına yardımcı olur. Ayrıca araştırmalar, ayva özünün, ülseratif kolit gibi inflamatuvar bağırsak hastalıklarına karşı koruyucu özelliği olduğunu gösteriyor. Henüz araştırmalar yapılmaya devam edilse de erken araştırmalarda ayvalardaki bileşiklerin mide ülserini tedavi etmeye yardımcı olabileceği belirtildi. Bir araştırmayla, mide ülserine neden olan helikobakter pilorinin büyümesinin engellediği bulgularına ulaşıldı. Reflü hastalığı semptomlarının yönetilmesine yardımcı olabilir. 

8. Bağırsak Hastalıklarını Önler İçerdiği liflerle bağırsak hastalıklarına karşı koruyucu etki gösteren ayva, sindirim sistemi kanalında olumlu etkileri ile inflamatuar bağırsak hastalıklarına yakalanma riskini de azaltır. Lifin içindeki kateşin ve epikateşinler de kolonda kanser yapıcı toksinlerin bağlanmasına ve zararının önlemesine yardımcı olur. 

9. Kansızlığa İyi Gelir Ayvadaki yüksek demir, bakır ve çinko mineralleri kırmızı kan hücrelerinin üretimi için elzemdir. Bu nedenle de demir eksikliğine bağlı anemisi olan kişilerin demir alımını artırmak için ayva tüketmesi önerilir. Kırmızı kan hücresi üretiminin yüksek olması vücutta daha fazla oksijen taşındığı ve dolaşımın arttığı anlamına gelir. Ayvadaki demir metabolizma için önemli rol oynar. 

10. Kötü Nefes Kokusunun Önüne Geçer Anti-bakteriyel özelliği ile ayva, birçok mikroorganizmanın vücutta çoğalmasına engel olur, ağızdaki bakterileri yok ederek kötü nefes kokusunun da önüne geçer. 

11. Hamilelikte Mide Bulantısına İyi Gelebilir Gebelikte mide bulantısı ve kusma en yaygın semptomlardan biridir. Bazı araştırmalar, ayvanın bu semptomları azaltabileceğini gösteriyor. 

12. Alerjik Reaksiyonlara Karşı Koruma Sağlayabilir Ayva, alerjik reaksiyonlardan sorumlu bazı bağışıklık hücrelerinin aktivitesini baskılayarak çeşitli alerji semptomlarını hafifletebilir. Ayvadaki bileşikler, burun akıntısı, alerjik cilt ve astım gibi yaygın alerjik reaksiyonlarla savaşmada yardımcı olabilir. Yapılan hayvan deneylerinde meyvenin kendisinin ve çekirdek özlerinin atopik dermatit tedavisinde etkili olabileceği belirtilir. Ancak bununla ilgili daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Ayvanın ayrıca yüksek C vitamini içeriği ile iltihaplanmanın kontrol altına alınmasına yardımcı olurken cilt sağlığını ve görünümünü iyileşmeye fayda sağlar.

Kaynak: Acıbadem

17 Şubat 2023 Cuma

Obsidyen


Obsidyen taşı, aynı zamanda ‘Volkan Taşı’ diye bilinir. Yarı değerli taşlar sınıfında bulunan Obsidyen’in geçmişi Paleolitik Çağ’a dayanır. Bu dönemdeki insanların kesici âletlerde ve ok uçlarında Opsidyen taşı kullandığı bilinmektedir. Farklı bir söylenti ise; Obsidyen taşının ismini, Romalı kâşif Obsidus’tan almış olduğu yönündedir. Rivâyete göre o, bu taşı Etiyopya’da keşfetmiş ve ilk bulan kendisi olduğu için ona ithafen böyle adlandırılmıştır. Aynı zamanda Obsidyen, ‘Volkan Camı’ diye anılır. Bunun nedeni, eriyen lavların donması neticesinde parlak bir görüntüye kavuşmasıdır. Volkanik kökenli olan bu taş, çoğunlukla yanardağlardan çıkarılır. 

Obsidyen Taşı Nedir? Keskin görünümlü, parlayan bir volkanik taştır. Bu parlak yüzeyi, rengi ve keskin yapısından dolayı ‘Ayna Taşı’ diye de isimlendirilir. Cerrah neşterlerinin kesici kısımlarında bu taştan faydalanılır. 

Obsidyen Taşı Yapısı Nasıldır? Bu taş, yanardağdan çıkan lavların âniden soğumasıyla oluşur. Öyle ki söz konusu lavlar, kristalleşme imkânı dahi bulamaz. Hızlı bir şekilde soğuyarak bu taşı meydana getirirler. Dolayısıyla Obsidyen’in kristal bir yapısı yoktur. Bu nedenle de kenarları keskin ve incedir. 

Obsidyen Taşı Özellikleri: Taşın içeriği yüzde 70 silisyumdan oluşur. Cam gibi parlak bir görüntüsü vardır. Genelde siyah rengiyle gözlemlenir. Fakat kayaçların içerisinde geçirmiş olduğu safhalar sonucu farklı renklere bürünebilir. Bu renkler içinde; kırmızı, mavi, kahverengi, yeşil ve gri tonları bulunur. Taşın en yaygın görünümü, siyah rengin üzerine beyaz lekeler bulunan hâlidir. Bu durum, çıkarıldığı bölgedeki yapısal farklılıklara göre de değişiklik gösterir. Sertlik değeri 5-5,5 arasıdır. Ülkemizde Obsidyen taşının en yoğun olduğu alanlar; Ağrı, Iğdır, Kars ve Nemrut Dağı bölgeleridir. Dünyada ise; Macaristan, İtalya, Slovakya ve Yunanistan, bu taşın maden yataklarına sahip ülkeler içerisindedir. Rize’nin İkizdere’de mevkiinde çıkarılan Obsidyen çeşidinde altın mineraline rastlanmıştır. Niğde’de yer alan Hasan dağı çevresinde de Obsidyen taşı çıkarılmaktadır. Bu taşların yapısında ise yoğun demir minerali tespit edilmiştir. 

Obsidyen Taşı Hangi Çakra ile Uyumlu? 1.Kök Çakra bu taş ile ilişkilendirilmiştir. Sözünü ettiğimiz bu çakra, yedi çakranın ilkidir ve içlerinde en yoğun enerjiye sahip olandır. 'Dört yapraklı nilüfer' çiçeğiyle sembolize edilen bu çakranın kuyruk sokumunda bulunduğu söylenir. Güven, aidiyet ve hayata bağlılık gibi duyguları temsil eder. Varoluşun temelini simgeler. 

Obsidyen Taşı Hangi Burç? Oğlak, Başak ve Akrep, Obsidyen taşının burçları olarak sıralanır. Bahsi geçen burçlardan birine mensup iseniz, doğal taş seçiminizin Obsidyen taşından yana olması tavsiye edilir. Çünkü kişinin kendi burcuyla uyumlu taşlardan yararlanması daha kolaydır. Öteki taşların etkileri daha uzun sürede ve daha zayıf bir şekilde gerçekleşebilir. Eğer kendi burcunuz ile uyum sağlayan bir taş tercih ederseniz; yaydığı titreşimlerden, frekanslardan, enerjilerden daha fazla hissedar olursunuz. 

Obsidyen Taşı Ne İşe Yarar? Güçlü enerjisiyle koruyucu olduğuna inanılan bu taşın psişik yetenekleri güçlendirdiği kabul edilir. Aurayı, yapısında birikmiş olumsuzluklardan temizlediği düşünülür. Çakraların düzenli çalışmasına yardımcı olduğu ileri sürülmüştür. Obsidyen taşı faydaları konusunda bunun gibi daha pek çok iddia mevcut olup, hiçbirinin tıbbî kesinliği yoktur. Bunu unutmamak ve dile getirilen etkilerine %100 gözüyle bakmamak gerekir. 

Fiziksel Bakımdan Obsidyen Taşının Faydaları: Bacak ve eklem ağrılarına iyi geldiği ileri sürülmektedir. Safra kesesiyle ilgili rahatsızlıkların tedavisinde kullanılabileceğini iddia edenler vardır. Daha dinamik ve genç görünmeye imkân verdiği, cilde zindelik kattığı, vücudu yenilediği düşünülmektedir. Bazılarına göre, bu taş bağışıklığı güçlendirir. Minerallerin, vitaminlerin emilimine destek olduğu, vücudun bunları daha iyi özümsemesine katkıda bulunduğu söylenmiştir. Karaciğerin temizlenmesine yardımcıdır. Kan dolaşımının yeterli ve sağlıklı bir akış içinde gerçekleşmesini sağlar. Vücuttaki su dengesini koruduğu rivâyet edilmektedir. Deri hastalıklarının iyileştirilmesinde etkili olduğu kabul edilmiştir. Kemikleri güçlendirir. Avuç içinde tutulursa elleri ısıtır. Mide sorunlarına çözüm olur, sindirim sistemini düzenler. Akciğerlerdeki doku hasarlarının onarımına yardım eder. Kronik yorgunluktan kurtardığı söylenmektedir. 
Ruhsal ve Zihinsel Açıdan Obsidyen Taşının Yararları: Kişinin iyi enerjilere doğru çekilmesini sağlar. Ruha şifa verir. Bireyin kusurlarını, gölge benliğini, zaaflarını, korkularını, zayıf yönlerini ortadan kaldıracağından söz edilmiştir. Sezgileri geliştirir. Altıncı hissi güçlendirir. Nefret, kızgınlık, kin ve öfke gibi duyguları serbest bırakarak kişiyi bunlardan arındırdığını savunur. Vücuttaki negatif enerjileri uzaklaştırdığı düşünülür. Mantıklı düşünmeye yardımcı olduğuna inanılmaktadır. Kişinin potansiyelini fark edip ortaya çıkarmasına yardım eder. Meditasyon seanslarına katkı sağladığından söz edilir. Gerginliği azalttığı, stresi gidererek rahatlama meydana getirdiği kabul edilir. Rüyaları berraklaştırdığına, gelecek ile ilgili ipuçları veren önemli rüyalar görmeye yardımcı olduğuna inanılır. Problem çözme yeteneğini artırdığı rivâyet edilmiştir. Çevresel faktörlerden kaynaklı negatif enerjilere karşı âdeta bir koruma kalkanı oluşturur. Duyguları dengeler. 

Obsidyen Taşı Temizliği Nasıl Yapılır? Taşınızın bünyesinde birikmiş negatif enerjiden arınması için temizlemenize ihtiyacı vardır. Bu aşamada ona şu yöntemlerle yardımcı olabilirsiniz: Akan su altında birkaç dakika –sabunsuz- yıkamak, Toprağa gömüp bir gece toprak altında beklemeye bırakmak, Tütsü dumanı, Diğer taşlardan biriyle yan yana getirip bir süre bekletmek.

16 Şubat 2023 Perşembe

Akuamarin


Akuamarin taşı, aynı zamanda rahatlama taşı olarak bilinir. Yabancı dilde 'Aquamarine' diye geçen bu taşın diğer isimleri; ‘Cesaret taşı’, ‘Sakin taş’, 'Kâhin taşı' ve 'Gök Zümrüt’ şeklindedir. Kristalize bir yapısı vardır. Mavi rengiyle denizleri, akarsuları, okyanusları akla getirir. Eski çağlardan bu yana revaçta olan Akuamarin taşı, 400 derecelik özel fırınlarda ısıtılarak mavi renge kavuşturulur. Bu rengin bazen yeşile çaldığı da olur. 

Akuamarin Taşı Özellikleri Nelerdir? Süs ve dekoratif aksesuar olarak kullanılan bu taşın, fiziksel ve ruhsal problemlere şifalı olduğu kabul edilir. Psikoloji alanındaki uygulamalarda ve alternatif tıpta yaygın kullanılan bir taştır. Eskiden kâhinlerin bu taşı geleceği göstermesi için kullandığı bilinir. Yatıştırıcı etkisi olduğundan söz edilen bu taşın öfkeyi dindirdiğine, stresi azalttığına inanılır. Bunlara ek olarak, Akuamarin taşının özellikleri şöyle sıralanabilir: Yuvarlak ve küçük bir formu vardır. Camsı bir parlaklığa sahiptir. Oxides grubunda bulunur. Sertlik skalasında 7,5 derecesindedir. Kolay kolay kırılmaz. Titreşim: 1 numara olarak belirtilmiştir. 

Akuamarin Taşı Anlamı Nedir? Akuamarin kelimesi, 'deniz suyu' anlamına gelen ve 'soluk mavi' sözcüğüne atıfta bulunan 'aqua marinus' kelimesinden gelir. Bu sözcük Latincedir. Bu taş, denizcilerin kendilerine şans getirmesi ve denize açıldıkları sırada cesur olabilmeleri için kullanılmıştır. Aynı zamanda Akuamarin, genç bir ruhun ve mutluluğun simgesidir. Ayrıca bu taş, kış mevsiminden ilkbahar mevsimine dönüş ile de ilişkilendirilmiştir. 

Akuamarin Taşı Nasıl Oluşur? Bu taş, Beril taşının silikat formudur. Oluşması asırlar sürer. Akuamarin taşında; Demir, Berilyum, Sodyum ve benzeri birçok element vardır. Bunların yanma tepkimesi meydana getirmeleri (oksijen ile reaksiyona girmeleri) neticesinde Akuamarin taşı ortaya çıkar. Mavi renge kavuşması demir elementinin sayesindedir. Bu taş madenlerden büyük kristaller hâlinde çıkarılır. Sert bir yapısı vardır. Bu nedenle parçalanması zordur. 

Akuamarin Taşı Nerede Bulunur? En fazla Akuamarin taşı çıkarılan yerler şu şekildedir: Rusya, Nijerya, Brezilya, Pakistan, Hindistan. Ülkemizde ise Manisa, Akuamarin taşına ulaşılabilen bölgelerden biridir. 

Akuamarin Taşı Hangi Çakra ile Uyumlu? Bu taşın 4. Boğaz Çakrası ile 5. Kalp Çakrası’nı aktif ettiği bilinir. Söz konusu çakraların açılmasında, işlevini tam olarak yerine getirmesinde Akuamarin taşından yararlanılabilir. Çakra taşı olarak Akuamarin kullandığınızda kendinizi daha rahat hissetme ve daha iyi ifade etme ihtimâliniz yüksektir. Sürekli kalabalık önünde konuşmayı gerektirecek bir mesleğiniz varsa (örneğin öğretmenseniz) bu taştan daha fazla yararlanmanız tavsiye edilir. 

Akuamarin Taşı Hangi Burç ile Uyumlu? Her doğal taş bazı burçlarla ilişkilendirilir. Akuamarin ise Terazi ve Koç burçları ile özdeşleştirilen bir taştır. Bu, Koç’ların ve Terazi’lerin Akuamarin’den daha iyi faydalanma ihtimâlinin yüksek olduğu anlamına gelir. 

Akuamarin Taşı Ne İşe Yarar? Rahatlatıcı, sakinleştirici olduğu belirtilen bu taşın, ortamdaki ve kişiler üzerindeki negatif enerjiyi temizlediği düşünülür. Pozitif enerji seviyesini artırdığı söylenen bu taşın psikolojik rahatsızlıklara karşı koruma sağladığından söz edilir. 
Fiziksel Faydaları Ağız ve çene rahatsızlıkları üzerinde etki gösterdiğine yönelik bir söylenti vardır. Bazıları bu taşın sindirim sistemi hastalıklarına da iyi gelebileceği görüşündedir. Kimilerine göre Akuamarin, solunum sistemi sorunlarına şifalıdır. Sigara ve alkol bağımlılığından kurtulmaya yardım ettiği şeklinde bir görüş mevcuttur. Vücudu toksinlerden arındırdığı iddia edilir. Organların ve kanın temizlenmesine, bağışıklığın güçlenmesine, metabolizmanın daha hızlı çalışmasına katkıda bulunduğu rivayet olunur. Vitamin eksikliğine bağlı hafıza problemlerinin giderilmesinde etkili olduğu bir başka rivayet olarak karşımıza çıkar. Unutkanlığı azalttığı söylenen bu taşın; daha iyi düşünme, daha çabuk hatırlama ve karar verme üzerinde büyük rol oynadığı ifade edilir. Ezber yapmayı kolaylaştırdığı da söylentiler arasındadır. 
Ruhsal ve Zihinsel Yararları Meditasyonun etkisini artırdığından bahsedilir. Özgüven eksikliği yaşayanları cesaretlendirdiğine inanılmaktadır. Kişinin kendini zorlanmadan ifade etmesinde etkili olduğu rivayet edilir. Bu nedenle toplum önünde daha rahat konuşmak için Akuamarin taşının etkisine başvuranlar bulunmaktadır. Akuamarin taşı yararları konusunda; zekâyı keskinleştirdiği, algıyı netleştirdiği, kafa karışıklığından kurtardığı tarzında ifadelere de rastlanmaktadır. Hassasiyeti artırır, basireti açar, çizgiyi kesinleştirir. Korkuları yatıştırır. Çakraları hizalar. Aurayı korur. Hayat standartlarını yükselttiği kabul edilen bu taşın, olumsuz durumların üstesinden gelmeye yardımcı olduğu düşünülmektedir. İnsanlar arasındaki ilişkileri güçlendirdiğine dair bir inanış hâkimdir. Denizde boğulma korkusunun üstesinden gelmeyi sağladığı söylenmiştir. Akuamarin, öz benlik konusundaki farkındalığı artırır ve kişinin potansiyelini, yeteneklerini algılayıp geliştirmesine destek olur. 

Akuamarin Taşı Nasıl Kullanılır? Etkilerinden fazlasıyla istifade edebilmeniz için Akuamarin taşı kullanımı için önerilen yöntemler şunlardır: Boğaz Çakra ile uyumundan dolayı boğaza yakın kullanılabilir. Örneğin, kolye olarak tercih edebilirsiniz. Uyumakta zorlananlar yattığı odada Akuamarin taşı bulundurabilir. Hızlı bir canlanmaya ihtiyaç duyulan, enerji seviyesi düşük günlerinizde Akuamarin taşını gözlerinizin üzerine yerleştirip meditasyon yapmanız mümkündür. Ofisinizde bu taşa dekoratif öğe olarak yer verebilir, böylelikle enerjisini iş hayatınıza yansıtabilirsiniz. 

Akuamarin Taşı Ritüelleri Ritüel yapma, belli bir konuda iyileşme çalışması demektir. Bu sırada doğal taşlardan yardım alınabileceği gibi çeşitli eşyalar da kullanılabilir. Vücudunuzun rahatlamasını ve stres seviyenizi düşürmeyi istiyorsanız doğal taş eşliğinde ritüel uygulaması gerçekleştirmeniz önerilir. Akuamarin taşı ritüeli ise genellikle şu amaçlarla tercih edilir: Zihinsel rahatlama, sakinleşme, Öfkeyi dindirme, İnsan ilişkilerini güçlendirme, Şifaya kavuşma. Ritüel yaparken taşın özellikleriyle niyetlerinizin birbirine uygunluk sağladığından emin olmalısınız. Yoksa beklediğiniz faydaya kavuşamayabilirsiniz. Ruhsal alanlarda birtakım sorunlarınız varsa bunun için ritüellerde Akuamarin taşından istifade etmeyi deneyebilirsiniz. Rahatlama ritüeli yapabilmek için her şeyden evvel gerçek bir Akuamarin taşı edinmelisiniz. Kullanacağınız taşın orijinal olmayışı da istenen etkinin görülmesini engelleyecektir. Bunu hallettikten sonra, Akuamarin taşı kullanımı için şu adımları izleyebilirsiniz: Aydınlık ve sessiz bir yerde oturun. Taşı avucunuza alın veya bir şeyin üzerine yerleştirin. Niyetinize odaklanıp taşınıza tam bir inanç ve sevgi ile dokunarak enerjisini hissetmeye çalışın. Bu enerjinin vücudunuzun her yerine dağıldığını hayal edin. Ritüeli 20 dk boyunca sürdürün. Doğru sonuçlanması hâlinde içsel bir rahatlama hissettireceği söylenen bu taşın cesaret ve güç gibi duyguları uyandıracağı, pozitif enerjiyi açığa çıkaracağı belirtilir. Zihni iyileştirici düşünce kalıpları ile doldurduğu öne sürülen Akuamarin taşının huzur vereceği, olumlu düşünceleri artıracağı kabul edilir. 

Akuamarin Taşı Evde Nereye Konur? Şüphesiz ki doğal taşların kullanımı, temizliği ve bakımı kadar nerede saklandığı da önemlidir. Eğer Akuamarin taşını süs eşyası olarak satın aldıysanız evdeki yerini özenli bir şekilde belirlemeli, sürekli kullanılan bir odaya koymalısınız. Örneğin, oturma odası veya salon gibi devamlı göz önünde olan bir ortama yerleştirmeniz uygundur. Böylelikle evdeki havanın değişmesini sağlayabilir, evinize pozitif bir ambiyans katabilirsiniz. Ayrıca bu taşı çalışma odasında da bulundurmak tavsiye edilir. Çünkü azmi ve çalışma isteğini artırdığına inanılır. Verimliliği yükselttiği düşünülen bu taşın ofislerde de kullanımı ideal bir tercihtir. Özellikle toplantı odalarında kullanılması uygun olup, iş süreçlerinin daha sağlıklı ilerlemesine yardım edeceği umulur. Diğer taraftan, Akuamarin taşını kütüphane raflarına yerleştirmek de bir başka alternatif olarak karşımıza çıkar. Dekoratif görünümüyle her yere çok yakışan bu taş, yatak odalarında da kendine yer bulur. Kişinin uyuduğu ortamda Akuamarin taşı olması hâlinde daha rahat uykuya dalacacağı, gece boyu deliksiz uyku çekmesinin daha kolay olacağı, sabah dinç ve enerjik uyanacağı söylenir. Bereket getirmesini isteyenler ise çantalarına ve cüzdanlarına Akuamarin taşı koymayı tercih eder. Araba kullanırken oluşan trafik stresini en aza indirmek için araçlarda da aksesuar olarak kullanılması mümkündür. Bunun için dikiz aynasına ip ile bağlamayı veya torpidonun üzerine sabitlemeyi düşünebilirsiniz. 

Orijinal Akuamarin Taşı Nasıl Anlaşılır? Bu taşın dışı da tıpkı içi gibi yeşile çalan veya mavi bir tona sahiptir. Yarım saydam özellikte olduğu için, arkasındaki eşyanın bir bölümünü göstermesi lâzımdır. Bu özellikleri taşımıyorsa sahte Akuamarin olduğunu söyleyebiliriz. Bu taşın ateşe karşı dayanıklılığı yüksektir. O yüzden ateşe tuttuğunuzda; erime, büzülme, deforme olma ve yanma gibi reaksiyonlar gözlemlemezsiniz. Renk değiştirmez. Ateş ile beraber değişim yaşanıyorsa elinizdeki taş doğal bir Akuamarin değil demektir. 

Akuamarin Taşı Nasıl Temizlenir? Akan suyun altında yıkayarak Akuamarin taşı temizliği kolayca gerçekleştirilebilir. Ayrıca; tütsü yakılması veya toprağa gömülmesi de, bu taşı üzerinde biriken negatif enerjiden kurtarır. Bir başka yöntem ise Akuamarin temizliği için diğer taşları kullanmaktır. Şöyle ki, daha büyük bir doğal taş alarak Akuamarin taşını onun yanına yerleştirebilirsiniz. Bir gece bu şekilde bekletilmesi önerilir. Böylece büyük taş, onun üstünde toplanmış kötü enerjiyi emerek nötr hâle gelmesini sağlayabilir. 

Akuamarin Taşı Bakımı Konusunda Nelere Dikkat Edilmeli? Çok sıcak su kullanmayın. Aksi takdirde Akuamarin taşı termal şoka girebilir. Akan su dışında yağmur suyunu ve deniz suyunu da kullanabilirsiniz. Böylelikle taşınızı tabiat ananın dokunuşlarıyla temizlemiş olursunuz ve yaydığı titreşimlerin daha güçlü olmasını sağlarsınız. Taşı ilk aldığınızda temizlemeniz önem taşır. Zira, kimse kullanmamış olsa dahi doğal taşlar içerisinde bulundukları mekânın enerjisini çeker. Bundan dolayı temizlenmediği takdirde yeterli etkiyi görmek mümkün olmayabilir. Öte yandan kullanmaya devam ettiğiniz süre boyunca düzenli olarak temizlemeye özen göstermelisiniz. Bu şekilde Akuamarin taşından maksimum derecede yararlanabilirsiniz. 

3 Şubat 2023 Cuma

Jasper


Jasper taşı, diğer ismiyle ‘Japsis’ olarak bilinir. Jasper, kalsedon taşının opak bir çeşididir. Farklı alt türlere ayrılır. Özel dokusu ile ilgi çeken Jasper, ‘Çakmak Taşı’ diye de isimlendirilir.

Jasper Taşı Nedir? Jasper; agatın (akik), kalsedon ve kuvarsın alt türlerinden biri olarak kabul edilir. Bu taşların yapısında muhtelif renklerin bir araya geldiği görülür. Helezon (sarmal) bir yapıda gözlemlenen Jasper taşı; yüzeyinde turuncu, sarı, kahverengi, mavi gibi farklı renklerde ufak lekeler barındırır. Dekoratif bir doğal taş olan Jasper’in Antik Çağ’dan itibaren kullanıldığı bilinir. Bugün takı ve aksesuar sektöründe kullanım alanı bulan Jasper, yaygın tercih edilme oranını eşsiz görüntüsüne ve ileri sürülen faydalarına borçludur.

Jasper Taşı Adı Nereden Gelir? Taş; ismini, Yunancadaki 'iaspis' sözcüğünden ve Latince bir kelime olan 'jaspidem'den alır. Kelime anlamı itibariyle, ‘benekli taş’ demektir.

Jasper Taşı Özellikleri Nelerdir? Sertliği 6,5 olarak belirtilmiştir. Erdemlilik sembolü olduğuna inanılır. Eski dönemlerde, ‘yağmur getiren bir taş’ olduğu düşünülmüş ve özellikle kuraklık zamanlarında bu taştan medet umulmuştur. Öte yandan tarih öncesi çağlarda çeşitli âletlerin yapımı için bu taştan istifade edilmiştir. Orta Çağ’da ise ‘şehit taşı’ kabul edilmiştir. Özgül ağırlık 2,58 – 2,91 arasıdır.
Şu bölgelerde daha yoğun olarak çıkarılır: Hindistan, Almanya, Rusya, Fransa, Venezuela.
Titreşim: 6 numara. Element: Ateş Gezegeni: Mars. Kırılma İndisi: 1.54- 1.55’tir. Benekli olanlarının yanı sıra çizgili ve halkalı Jasper taşları da bulmak mümkündür.

Jasper Taşı Renkleri Nelerdir? Bu taş genellikle şu renklerde karşımıza çıkar: Pembe, Beyazımsı, Yeşil, Kırmızı, Mavi, Kahverengi, Gri, Sarı. Büyük parçalar hâlinde çıkarılan Jasper taşları değişik desenleriyle dikkat çeker ve etkileyici bir görünüm sergiler.

Jasper Taşı Hangi Çakra ile Uyumlu? Bu taşın 3.Mide Çakrası üzerinde etkili olduğu savunulur. Bahsi geçen çakra, Güneş Sinir Agı diye de bilinir. Tıp literatüründe ise; çölyak pleksüs, Solar pleksüs, karın boşluğu sinir ağı gibi isimlerle anılır. 'İkinci beyin' şeklinde nitelendirilen bu çakranın, karın bölgesindeki organlardan sorumlu olduğuna inanılır.

Jasper Taşı Hangi Burcun? Oğlak, Başak ve Aslan; Jasper taşının en güçlü etkileşime girdiği burçlar olarak sıralanır. Her burçtan insan bu taşı rahatça kullanabilmekle birlikte, söz konusu burçlarda olanların daha fazla yararlanacağı ümit edilir.

Jasper Taşı Ne İşe Yarar? Bu taşın tedavi edici, güçlü özellikleri bulunduğundan söz edilir. Kişiye kendini sağlıklı ve güçlü hissettirdiği düşünülen Jasper taşının fiziksel direnci artırdığına inanılır. Bilimsel ve tıbbî manada kesinliği bulunmamakla beraber, Jasper taşı faydaları şöyle sıralanabilir:

Fiziksel Açıdan Jasper Taşının Faydaları:
Mesane, dalak ve karaciğer sağlığını desteklediği söylenmiştir. 
Safra kesesini ve sindirim sistemini güçlendirdiği rivayet edilmektedir. 
'Örümcek ve yılan sokması durumunda zehirlenme için şifalıdır.' tarzında bir söylenti mevcuttur.
Vücudu toksinlerden temizler. 
Kan yapımına yardımcı olur. 
Erkeklerde hormonal dengeyi sağlar, erkeksi özellikleri artırır ve cinsel güce güç katar.  
Kronik hastalıklarda destekleyicidir. 
Vücuda enerji verir, yorgunluğu giderir. 
Detoks etkisi meydana getirir. 

Ruhsal Bakımdan Jasper Taşının Yararları: 
İnanç, kararlılık ve sevgi simgesidir. 
Mezkûr duyguları kuvvetlendirir. 
Özgüveni geliştirdiği, cesaret verdiği kabul edilmiştir. 
Üzerinde taşıyan kişiye bereket getireceği söylenmektedir. 
Jasper'i düzenli olarak üzerinizde taşırsanız entelektüel davranma ve konuşma hususunda çok başarılı olursunuz. 
Sükûnete kavuşturduğu, üzgün kimseleri teselli ettiği, stresten arındırdığı, gevşetip rahatlattığı söylenir.
Bütünlük ve uyum getirir. 
Kişiyi negatif enerjilerden korur. 
Aurayı düzene sokar. 
Yin ve Yang’ı dengede tutar. 
Elektromanyetik alanı temizleyerek kişiyi radyasyonun olumsuz etkilerinden muhafaza eder. 

Jasper Taşı Nasıl Temizlenir? Doğal taşlar ister düzenli kullanılsın ister kullanılmasın; üzerinde negatif enerji biriktirir. Taşların bazıları kendini temizleyebilme özelliğine sahipken, çoğu doğal taşta böyle bir yetenek yoktur. Dolayısıyla çeşitli yöntemler kullanılarak zararlı enerjiden arındırılmaları lâzımdır. Bu noktada, Jasper taşı temizliği için şu yollara başvurulabilir: Musluğun altında yıkayın. Tütsü yakın. Toprağa gömün. Diğer taşlarla temizlemeyi deneyin. (Jasper taşından daha yüksek sertlik değerine sahip doğal taşlardan birini Jasper ile yan yana koyun. Bir müddet o halde bekletin. Güçlü taş Jasper taşının olumsuz enerjiden kurtulmasına yardım edecektir.) 

2 Şubat 2023 Perşembe

Kehribar


Kehribar taşı, ‘Amber’ olarak da bilinir. Tesbihlerde, süs eşyalarında ve takılarda geniş kullanım alanı bulan bu taş, aslında bir reçinedir. Başka bir deyişle, çam ağacı türlerinden birinin milyonlarca yıl içinde fosilleşmesi ile oluşmuştur. Açık sarı ile kızıl arasında farklılık gösteren renk tonları mevcuttur. Kolay kırılabilir, yarı saydam özelliktedir. Bir yere gömüldüğünde, oradaki küçük cisimleri mıknatıs gibi kendisine doğru çeker. 


Kehribar Taşı Nedir? Kehribar taşı, çamgiller familyasına mensup ‘pinus succinifera’ adlı bir ağacın reçinelerinden meydana gelen bir taştır. Bu reçinelerin fosil hâline dönüşmesiyle ortaya çıkar. İşte bu reçinenin taşlaşmış versiyonuna Kehribar adı verilir. Bu nedenle söz konusu taş, ‘Ağaç Reçinesi’ olarak da adlandırılır. 

Kehribar Taşı Özellikleri: Ruhsal ve fiziksel olarak şifalı etkiler gösterdiğine inanılan Kehribar taşının özellikleri şöyledir: İçeriğinde; karbon, süksinik asit, oksijen ve hidrojen molekülleri bulunur. Ancak sabit bir kimyasal formülü yoktur. Yüzde 10 oranında tuz ihtiva eder. Su içerisinde batmadan durabilecek kadar hafiftir. Kehribar taşını oluşturan fosilleşmiş reçinenin içerisinde kurtçuklar, arılar ve sinekler bulunur. Bundan dolayı Kehribar taşları canlıların tarihine ışık tutar. Bu taşın üzerine yapışan yabani bitkiler ve böcekler onu diğer taşlardan ayırır. Yapısında fosil bulunan Kehribarlar her zaman için daha değerlidir. Isıtıldığında, manyetik ve elektriksel özellikleri açığa çıkar. İlk çağlarda güzel koku yapımı için bu taştan yararlanılmıştır. Diğer taraftan, mürekkep imalatı için yine bu taşa başvurulmuştur. 
Gerçek Kehribar taşı, yakıldığı zaman çevreye çam kokusu yayar. Sahte Kehribarlarda böyle bir durum yoktur. Bu taşın yapay olanları; sentetik çam, cam ve plastik gibi maddelerden elde edilir. Öte yandan orijinal Kehribar taşı, temas ettiği yerde hafif bir kaşıntıya yol açar. Bünyesinde Amber asidi ihtiva eden Kehribar, bu özelliğiyle doğal antibiyotik niteliği taşıdığı kabul edilir. 
Sertlik derecesi 2’dir. Bu ise Kehribar’ın kolayca zarar görebilecek, nârin bir yapıya sahip olduğu anlamına gelir. 

Kehribar Taşı Renkleri Nelerdir? Çeşitli renklerde karşımıza çıkan bu taşın en yaygın renkleri şunlardır: Kahverengi, Turuncu, Kırmızı, Sarı, Bal rengi, Altın rengi, Mavi, Siyah, Kemik rengi, Yeşil. 

Kehribar Taşı Çeşitleri Nelerdir? 150’den fazla Kehribar çeşidi vardır. Hepsinin ışıltısı, rengi, kokusu, sıcaklığı, statik elektrik özelliği farklıdır. 
Bunlardan bir kısmı şöyledir: Damla kehribar, Fosilli kehribar, Ateş kehribar, Baltık Kehribarı, Sıkma kehribar. 

Kehribar Taşı Nerelerde Bulunur? Bu taşın en fazla çıkarıldığı bölgeler şu şekildedir: Sicilya, Lübnan, Burma, Baltık Denizi, Romanya, Meksika, Dominik Cumhuriyeti, Kanada, Atlantik, 

Kehribar Taşı Hangi Çakra ile Uyumlu? Bu taş, 2.Karın Çakrası için kullanılır. Bahsi geçen çakra, 'Alt Karın Çakrası' diye de isimlendirilir. Bu çakranın özünde; hazlar, zevkler, arzular, yaşama sevinci, fiziksel güç vardır. Kadınlarda doğurganlığı, erkeklerde ise cinsel gücü düzenlediğine inanılır. Zihin, kalp ve beden arasında uyum oluşturduğu, cinsel ve fiziksel denge sağladığı kabul edilir. 

Kehribar Taşı Hangi Burcun? Yay, Kova ve Aslan, Kehribar taşının burçları olarak sıralanır. Tabii ki herkes bu taşı kullanabilir. Fakat, saydığımız burçlardan birine mensupsanız etkilerinden daha iyi yararlanabileceğiniz ümit edilir. 

Kehribar Taşı Ne İşe Yarar? Bilimsel açıdan kesinlik arz etmemekle birlikte, Kehribar taşının faydaları şunlardır: 

Bebekler için Kehribar Taşı Faydaları 
Bağışıklık sistemini güçlendirdiğine inanılmaktadır. 
Salyayı azalttığı kabul edilir. 
Huysuz bebekleri sakinleştirdiği söylenmektedir. 
Ağrı kesici özellikte olduğu, diş çıkarma dönemindeki bebekleri rahatlattığı dile getirilir. 
Bebeklerin daha kolay uykuya dalmalarına ve daha uzun süre kesintisiz uyumalarına yardım ettiği söylenir. 
Mide-bağırsak enzimlerini düzenleyerek gaz ve kolik sancılarına iyi geldiği belirtilir. 

Kehribar Taşı Fiziksel Faydaları 
Astım ve bronşit tedavisini desteklediğine inanılır. 
Migreni hafiflettiğinden bahsedilir. 
Demişlerdir ki; bu taş ağrıyan yere konulursa ağrıyı hafifletir. Taşın büyük olması, ağrı kesici etkisinin daha güçlü olmasına yardımcıdır. 
Bronşit, guatr, soğuk algınlığı için boyun bölgesinde kullanımı önerilir. 
Vücudun elektriğini toplayarak negatif enerjiden uzaklaştırdığı bildirilmiştir. 

Kehribar Taşı Ruhsal Faydaları 
Nazardan koruduğu şeklinde bir görüş vardır. 
Depresyondan kurtulmaya yardımcı olduğunu ileri sürenler mevcuttur. Depresyon hastalarına iyi geldiğini söylerler. 
Bereket taşı olduğuna inanılan Kehribar taşı yararları arasında, bolluk getirmesinden de söz edilmektedir. Rivâyete göre, bu taşı kasasına veya cüzdanına koyan kişinin parası kısa zamanda artar. 
Kişinin zihinsel ve duygusal gelişimine destek olduğu iddia edilen Kehribar taşının, canlandırıcı bir enerjisi bulunduğu belirtilmektedir. 
Kehribar, motivasyonu yükseltir. 
Hayatın güzel yönlerini fark etmeyi sağlar. 
Odaklanma yetisini güçlendirir. İnsanın içini neşeyle, huzurla doldurur. 

Kehribar Taşı Temizliği Nasıl Yapılır? Doğal taşların temizliği, onları negatif enerjiden arındırmak ve etkilerinden tam mânâsıyla istifade edebilmek için çok önemlidir. Kehribar taşının temizliği için güvenle kullanılabilecek yöntemler ise şunlardır: Farklı bir doğal taşın üzerine ya da yanına yerleştirerek beklemeye bırakabilirsiniz. Tütsü yakmayı tercih edebilirsiniz. Toprağa gömerek de Kehribar’ı tamamen arındırmanız mümkündür. Su ile temizlemekten kaçınılması önerilir. Sertlik değeri düşük olduğu için su, Kehribar taşına zarar verebilir.

Magnezyum

Vücut magnezyumsuz düzgün çalışamaz çünkü enerji üretmekten önemli proteinlerin oluşmasına kadar yüzlerde metabolik süreç ve vücut fonksiyonunda magnezyum rol alır. 

Yetersiz magnezyum alımının sağlık üzerinde ciddi etkisi vardır. Yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, diyabet, alzheimer hastalığı ve uyku problemlerine neden olabilir. 
Yetişkin erkeklerin ihtiyacı olan günlük magnezyum 400-420 mg iken kadınların 320-360 mg’dır. 
Gıdalardan magnezyum alarak toksik doza ulaşmak zordur. Ancak, takviyeler için aynı şey söylenemez. Takviye ile yüksek dozda magnezyum alınması mide bulantısına, karın kramplarına ve ishale neden olabilir. Bu nedenle doktor önerisi ve kontrolünde kullanılmalıdır.

Hangi Şikayete / Hangi Magnezyum
Magnezyum Sitrat: Kas krampları, Kabızlık, Adet Sancıları, Kalp Hastalığı
Magnezyum Glisanat: Kaygı, Depresyon, Uykusuzluk, Migren, Stres
Magnezyum Taurat: Kan Şekeri, Hipertansiyon, Kalp ve Damar Hastalıkları
Magnezyum Malat: Fibromiyalji, Uykusuzluk, Yorgunluk, Depresyon

Kaynak: Kalp360